Tam  EskidenYeniye
 

KONTRGERİLLA YOKTUR DİYENLER

28 Ocak-9 Şubat 1995, Akit gazetesi, yazı dizisi - Kontrgerillanın varlığını reddedenler de var. Bu kişilerin görüşleriyle bunlara karşı yapılmış bazı eleştirileri bu bölümde sizlere aktarmaya çalışacağız.

CUMHURİYET, 13 KASIM'90, Süleyman Demirel şöyle diyor:

"Bizim hükümet ettiğimiz dönemlerde, benim bilgim dahilinde böyle bir örgüt yoktur. Böyle bir örgüt yoktur diyemiyorum. Böyle bir örgüt olsa bilgimiz olması lazımdır. Ama bizim hükümet ettiğimiz süre içinde bizden habersiz böyle bir örgüt varsa, onu da çok üzüntüyle karşılarım. O zaman bir takım sorumsuz işler cereyan ediyor demektir ki, bu durumda devletlerin kaç başlı olduğu düşünülmeye değer." "Kesinlikle böyle bir örgüt yoktur" diyemediğini ifade eden Demirel, "Çünkü bakarsınız bir sürprizle karşı karşıya kalınabilir" dedi..."

11 gün sonra...


ZAMAN, 24 KASIM'90, Demirel şöyle diyor:

"..Devlet esrarengiz teşkilatlar vasıtası ile cinayet işlettirmiş diyen varsa ben dahil herkesin yakasına yapışılsın. Benim bu çağrımdan sonra hiçbir şey yapmazlarsa bütün bu töhmetleri, bütün bu kötülemeleri hiçbir şey yapmayanların üstüne bırakırım." Demirel, Ecevit iktidarının iddialarını ispatlamadığını söylüyor ve ekliyor, "Bugünlerde gazetelerde yine Sayın Ecevit'in bu çeşit beyanlarını görüyoruz. Kendisi 1978-79 yıllarında hükümet oldu. Soruyorum Ecevit devletin bir takım esrarengiz teşkilatlar vasıtası ile cinayetler işlediğine katılıyor mu? Evvela bugünkülere soruyorum. Böyle Türkiye'de esrarengiz cinayetler devlet tarafından işlenmişse görev sizin, bulun çıkarın, işlenmemişse kesin bu tartışmayı. Bir Gladio tartışması ile Türkiye'yi şaşkına çevirmenin manası yok... Bir şey daha var. 1980 sonrasında bir çok kimse mahkemeye gitmedi mi? Madem bu cinayetleri esrarengiz biçimde devlet işlettirdi, meclisin önünde duran 267 idam olayı ne? Yani mahkemelere gittiği zaman bu cinayetleri işleyenler devlet olduğuna göre; bu işleyenler bize bunları filanca işlettirdi dediler de siz onun yakasına mı yapışmadınız? Yok, böyle şey olmaz arkadaşlar. Türk halkını bu çeşit şüphelerden kurtarınız."

Kontrgerillanın varlığını kesinlikle yalanlıyor Sayın Demirel, oysa 13 Kasım 1990 tarihli CUMHURİYET gazetesinde,

"Kesinlikle böyle bir örgüt yoktur diyemiyorum. Çünkü bakarsınız bir sürprizle karşı karşıya kalınabilir." diyordu. Hatta bu örgütün kendi hükümeti zamanında dahi var olabileceğini ima edip,

"Arşivler elimde değil ve devlette soracağımız kimse yoktur. Ama bizim hükümet ettiğimiz süre içinde bizden habersiz böyle bir örgüt varsa, onu da çok üzüntüyle karşılarım. O zaman bir takım sorumsuz işler cereyan ediyor demektir ki bu durumda devletlerin kaç başlı olduğu düşünülmeye değer." diyordu. 13 Kasım'da bunları söylerken 24 Kasım'da, yani 11 gün sonra tam tersini söylüyor!..

Ecevit'i, devlet arşivleri-devlet mekanizması elinde olup da iddiaları ispatlamamakla suçlayan Demirel, 'arşiv elimde değil, devlette soracağımız kimse de yoktur' diye kendini savunuyor. Oysa hem bu sözleri söyledikten kısa süre sonra tekrar hükümete gelmiştir, hem de geçmişte hükümet etmiştir zaten. Yani arşivler eline geçmiştir. Ecevit'i suçladığı hususlar aynen kendisi için de geçerli olmuş oluyor. Demek ki o da Ecevit gibi konunun üstüne varamıyor. Kaldı ki konunun üstüne varmak istediği konusunda kamuoyunda şüpheler bulunmaktadır.

1990 yılı sonunda verilen kontrgerilla konusunda meclis araştırması önergesine kendileri de yani partisi de hararetle katılmıştı. Önerge bir entrika garipliğiyle bir yıl sonraya, görüşülmek üzere ertelendi. Daha sonra iktidara geldiler ama önerge konusunda sesleri çıkmadı. Hatta kontrgerillayı tekrar yadsımaya başladılar.

Demirel'in 267 idam konusunda ya demagoji (=laf kalabalığı) yaptığı ya da kontrgerilla iddialarının içeriğini bilmediği düşünülebilir. Hangisinin olduğu belli. Türkiye'deki tüm siyasi cinayetlerin kontrgerilla tarafından işlendiği, işlettirildiği iddia edilmiyor ki! Bizzat kendisinin haber verdiği Ecevit'e suikast ihbarındaki o, 'seçimden fayda ummayan güçler' iddia konusudur! Taksim'deki otellerin birinden suikast yapılacak diyor, sonra gerisi gelmiyor. Failler niye yakalanmadı? Şüphelerden birisini bizzat kendisi ortaya koyuyor, sonra da kalkıp, 'devleti bu şüphelerden kurtarın' diyor!?

Demirel, devletin cinayet işletmeyeceğini savunuyor. Evet, bugünkü devletin kontrgerillaya mal edilen o cinayetleri açıkça işletmeyeceği tabiidir. Ama, zaten bu anlamda bir iddia da yok ki! Sözkonusu olan, "Devlet içinde olduğu iddia edilen, ama devletin en üst makamındaki kişisinin dahi haberinin olmadığı bir organize"nin cinayet işlettirdiği iddiasıdır. Demokrat olduğunu iddia eden bir devletin, denetlenebilir yapısıyla cinayet işletmesi düşünülemez. Ama, denetlenemez yapıdaki bir "devlet içinde yuvalanmış örgüt"ün cinayet işletebileceği düşünülebilir. Denetlenemezse, halka kapalıysa, yasalarla kurulmamışsa, hatta başbakanlardan ve milletvekillerinden bile gizlenmişse, cinayet işletebileceği söylenebilir. Hele bir de terör çıkarmayı, kargaşa doğurmayı bilen, gizli silahlara sahip ve belli bir ideoloji karşıtı insanlardan oluştuğu şeklindeki resmi ve gayriresmi açıklamalar düşünülürse, onun cinayet işletmeyeceği değil de cinayet işleteceği ihtimali daha ağır basar. "Hayır, onlar vatanseverdir" şeklinde söylenen sözlere inanılması beklenmemelidir. Hele hele bazı olaylarda son derece profesyonelce düzenlenmiş, ordu yapısı bomba ve hiç ele geçmemiş silahlar kullanılmış, failleri yakalanmamış, bir ipucu dahi ele geçirilmemiş, soruşturmalarında gariplikler olmuş, zanlıları sıkı korunan askeri cezaevlerinden kaçırılmış cinayetler varsa ve bunların tümü de adi olmayıp siyasi nitelikli ise, işte o zaman, karanlık gibi görünen tüm bu olayların ve faillerinin hemen hemen aydınlandığı iddiası ciddiyet kazanır.

Kennedy'nin öldürülmesi, devlet içindeki bir devletin pekala cinayet işletebileceğini gösterir. Fert bazında, bir suçlu suçunu itiraf edebilir, ama organize bir gizli örgütün kalkıp da cinayetler işlediğini itiraf etmesi beklenemez, komik duruma düşülür beklenirse. Bu tür örgütlenmelerin nasıl mümkün olduğu, Avrupa'daki GLADIO tartışmaları esnasında görüldü. Devlet zan altındadır, bağrında muhtemelen barındırdığı bu örgütten dolayı. Suçluyu gösteren tüm parmaklar kendisine yönelmiştir. Yapılacak tek iş, yarım yamalak olmayan ve her bilgi kaynağından istifade eden bir meclis soruşturması ile iddiaların araştırılmasıdır. Başbakanları halk seçiyor, ama seçilen bu insanlara kurulan bir teşkilat bildirilmiyor. Türkiye'nin düşmanı Amerika ile içimizden bazılarının gizli köşelerde başbaşa vermesiyle, içeriği gizli, halkın haberi ve rızası olmayan bazı anlaşmalar imzalanıyor, bazı teşkilatlar kuruluyor. Kurtuluş Savaşı’ndaki tavrı pek düşmanca olan Amerika ile yıllar sonra mandacılığı çağrıştıran, bağımsızlığa aykırı bazı anlaşmalar imzalandığı söyleniyor da, bırakın vatandaşları, başbakanların dahi haberinin olmadığı iddia ediliyor!.. Örneğin üst taraftan gelen baskılarla son verilen Hürriyet gazetesinin yazı dizisine konu olan 55 adet Türk-ABD gizli ikili anlaşmasından birisi aşağıdaki gibi miydi?.. Başka gizli anlaşmalar var mıydı?..

GLADIO, Leo A. Müller, S.38:

“Böylelikle ABD arşivlerindeki yeni ifşaatlar ve tesadüfi açıklamalar öğrenildi. National Security Council’in 3 Ocak 1951 tarihli yazısı bir sözleşmeydi. Sözleşme bu tarihten önce İtalya ve öteki NATO devletleriyle imzalanan gizli sözleşmelerin metniydi. Buna göre ; Birleşik Devletler, Sicilya’ya ve Sardunya’ya -Komünistler hem bölgede hem de İtalya’nın tümünde iktidara gelirlerse- saldırma hakkını kendinde görüyordu. Anlaşmanın 5'nci bölümü şöyleydi:

“Komünistlerin legal yoldan hükümete gelmeleri ve hükümeti kontrol etme tehlikesinin olduğu durumda, ya da hükümetin dış komünist tehdit gibi içerden gelecek tehdide karşı direnişte en azından kararlı bir güç olarak görünmesi durumunda ABD önlemler almak zorundadır...(Bu bölüm arşivlerde okunamaz duruma getirilmiştir. Bu durumda kullanılacak araçların listesi açıkça görülüyor.) komünist egemenliği engellemek ve komünizmin işgalini kırarak İtalya’nın yeniden özgürleştirilmesi amaçlanıyor...”


GÜNEŞ, 18 KASIM'90, "Türkeş'ten Yorum Yok":

"Soru : Sayın Ecevit, Türkiye'de kontrgerilla örgütlenmesinin olduğunu söylüyor.

Türkeş: Biz dört yıl hükümette bulunduk, böyle bir teşkilattan hiç haberimiz olmadı.

Soru : Bu kuruluşun, hükümetlerin bilgisi dışında faaliyet göstermesi olasılığı yok mu?

Türkeş: Türkiye devleti aşiret devleti değil ki. Hükümetin malumatı dışında böyle bir şeyin olmasını ben mümkün görmüyorum... Yok böyle bir şey. Türkiye'de böyle bir kontrgerilla da yok. Devletin teşkilatı bellidir. Belli olan teşkilatların dışında Türkiye'de başka teşkilat yoktur. Olsa mutlaka hükümet bilir.

Soru : Gizli olduğu için hükümetler açıklamıyor olamaz mı?

Türkeş: Açıklanması icap etmeyen şeyler bile açıklanıyor da bunlar açıklanmaz mı? Olsa açıklarlar... Yapılan kanun dışı şeyler vardır. Bu, devletin çeşitli organları ve amirleri tarafından kanuna aykırı olarak yapılmıştır..."

Bu tür örgütlerin, üst düzey yetkililerden saklandığı Avrupa'daki gladio tartışmalarında ortaya çıktı. Hala kalkıp da bu tür bir gizli örgütlenmenin imkansız olduğunu söylemek inandırıcı olamaz. Yol geçen hanı gibi. Ağca'yı cezaevinden kaçırıyorlar, olay aydınlanmıyor. Taksim'de 38 kişi öldürülüyor, yüzden fazlası yaralanıyor, ama tek kişi bile yakalanmıyor. Ecevit'e suikast girişimleri oluyor, aydınlanmıyor. 11 Eylül 1980'de Kızılay Meydanı'nda yüze yakın bombalı pankart asılıyor. Bu pek anlamlı hareket aydınlanmıyor. Sadece orduda bulunan tipteki patlayıcılarla bombalama eylemleri yapılıyor, failleri meçhul. Öğleden önce sağcıyı vuran silahla öğleden sonra solcu vuruluyor. Bu cinayetlerin benzerleri 12 Eylül'den sonra da devam ediyor. Aksoy, Emeç, Üçok, Dursun, Abas, Mumcu, Anter, Sincar, profesyonelce vuruluyor, failleri meçhul kalıyor.. Böyle bir teşkilatın varlığını Türkeş mümkün görmüyormuş, olabilir, bir çok kişi ise mümkün görüyor. Devletin çeşitli organlarının ve amirlerinin karanlık işler çevirdiğini kendisi söylüyor, örneğin Nokta-18 Mart'90, "Resmi Görevliler mi?" veya Zaman- 22 Kasım'90, "Mızrak çuvala..." haberlerinde belirttiği gibi. Hatta daha da ileri giderek Ağca’y ı cezaevinden kaçıran bir devlet örgütünden bahsediyor (TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Raporu, 8. bölüm, 3. sh.-Milliyet, 2 Mart 1995, Umur Talu, Dipsiz Kuyu-Bir Devlet Örgütü). Böylece iddialara paralel açıklama yapmış oluyor. Böyle bir teşkilatın içinde devlet kademelerinden insanların da bulunduğu iddialara dahildi, yani sadece askeri yapıdadır denilmiyor. Savcısından doktoruna, politikacısından öğretim görevlisine, amirinden memuruna, polisinden askerine kadar devletin her kademesinden insanların bulunduğu söyleniyor. Bu tip bir örgüt yapısı, soruşturmaların karanlıkta kalmasını, cinayetlerin profesyonelce işlenip katillerin izlerini kaybettirmesini, yakalanan zanlıların da kaçırılmalarını, kısaca, faillerin meçhul kalmasını çok iyi açıklıyor.

MİLLİYET, 23 EYLÜL'92, Taha Akyol'un yazısından: 

"Yazar Musa Anter'i kim öldürdü?.. Bir teoriye göre, 'kontrgerilla' işliyor bu cinayetleri! 'Kontrgerilla'nın amacı ne olabilir? Teoriye göre 'kontrgerilla'nın amacı 'Kürtleri sindirmek'tir. Ama Vedat Aydın'ın katledilmesi, doğurduğu büyük ve haklı tepkilerle ve bu tepkilerin PKK tarafından kullanılmasıyla, ayrılıkçı hareketi 'sindirmek' şöyle dursun, temelli büyütmedi mi? Eğer 'kontrgerilla', bu tecrübeye sahip olduğu halde, Vedat Aydın'dan sonra, Musa Anter gibi tanınmış bir ismi de katletmişse, PKK'ya hizmet ediyordur! Yine teoriye göre, 'kontrgerilla'nın amacı, askeri darbe ortamı hazırlamak için bölgedeki yarayı kaşımaktır. Aynı çevreler, 'katil, hükümettir' demeyi de ihmal etmiyorlar. Demek ki, 'Özal'lar, Demirel'ler, İnönü'ler', kendilerine karşı darbe yaptırma hazırlığı içindeler!.."

Kontrgerillanın, bu tür eylemlerle düşmanı olduğu ideoloji/hareket üyelerini sindirmeyi amaçladığını zaten kimse iddia etmemişti. Kontrgerillanın amacının karşı görüşteki insanları birbirine karşı kışkırtmak olduğu iddia ediliyor. Bunu doğrularcasına 12 Mart ve bilhassa 12 Eylül öncesinde bir çok olay yaşandı. Bu kışkırtmalar neticesinde, halkın sulh ve sükunu arar hale geleceği tabiidir. Görünen köy kılavuz istememektedir. Kürt halkı galeyana getirilir ve ayaklanmaya kışkırtılırsa bunun askeri bir darbeyi getireceği kuşkusuzdur. Sağcı-solcu, laik-müslüman ve alevi-sünni çatışması başarılamadı. Bugün taraflar, bunların oyun olduğunu pek iyi görmektedir. Geçmişten ders alındığı görülmektedir. Bugün göle çalındığında tutacağı umulan en önemli darbe mayalarından birisi Türk-Kürt çatışmasıdır. PKK'nın buna ne kadar yatkın olduğu bellidir. Türk tarafı adına da eylem yapacak, reaksiyonu tıpkı 12 Eylül öncesinde olduğu gibi hızlandıracak bir güce de ihtiyaç vardır. Apo'nun MİT'le bağlantısı hususunda ciddi kanıtlar bulduğu söylenen Mumcu'nun cinayete kurban gitmesi bu açıdan anlam kazanıyor. Hem Mumcu'nun araştırmasının önüne geçildi, hem de suç müslümanlara yüklenerek, darbe yolunda -ki bu darbenin askeri olması gerekmez, sivil darbenin güçlendirilmesi de düşünülebilir-iki adım atılmış oldu denilirse, gerçeğe daha yakın görünen bir açıklama yapılmış olur. Kısaca özetlenirse kontrgerillanın fikir babalarından David Galula'nın önerileri meçhul değildir. Bu önerilerde, ülke şuurlu ve şuursuz terörizmle bir kaosa sürüklenmeli, ta ki halk sulh ve sükunu ister hale gelsin ve askerler de buna binaen yönetimi ele alsınlar. Sonuçta da sosyal uyanış durdurulup emperyalist Amerika'nın sömürüsü sürsün gitsin.

MİLLİYET, 28 EYLÜL'92, Süleyman Demirel şöyle diyor:

"Ben 30 yıldır devletin içindeyim. Kontrgerilla iddiası eskiden beri yapılır. Devletin meşru hiyerarşisinin yanında güç kullanması söz konusu değildir. Devlet meşru yetkisini aşan hiçbir güç kullanmamıştır, kullanamaz. Kontrgerilla iddiasını ortaya atanlar daha sonra iktidar da oldular. O zaman ben onlara 'işte iktidar oldunuz, hadi ispatlayın, ortaya çıkarın' dedim, ama hiçbir şey ortaya koyamadılar. Kontrgerilla diye birşey yoktur."

Sayın Demirel, MİT'in darbeleri kendisine haber vermediğini, bu durumdan kendisinin de şikayetçi olduğunu, darbeleri devletin bir organının yaptığını ve kendisinin de bunu eleştirdiğini, bir türlü içine sindiremediğini defalarca dile getirdiğini, Evren'den Özel Harp Dairesi'ni anarşiye karşı kullanmasını istediğini herhalde unutmamışlardır. Tüm bu yapılanları "devletin meşru yetkisi"ne dahil ediyorsa diyecek birşey yok. Aksi takdirde şu ihtimaller söz konusu olmaktadır:

"Devlet, meşru yetkisini aşan hiçbir güç kullanmamıştır" derse, gerçeklerle çelişkiye düşer, çünkü bal gibi de kullanmıştır. Kendisi laf yapmayı pek sevdiğinden, insanın gözünün içine baka baka "kullanmamıştır" demesine şaşılmaz. Sayın Demirel'in bu özelliği meşhurdur. Literatürümüze, "dün dündür, bugün bugündür" deyimi sayelerinde girmiştir.

Eğer "kullanmamıştır" kelimesini dil sürçmesi ile söylemiş, aslında "kullanamaz" demek istemişse kendisine hak verilir. Tabii ki devlet, meşru yetkisini aşan bir güç kullanamaz.

Eğer "devlet" kelimesini "hükümet" anlamında kullanmışsa ya da açıklamasında "hükümet" demiş de gazetede yanlışlıkla "devlet" yer almışsa kendisine yine katılınır. Çünkü hükümetin denetlenmesi mümkündür ve hükümetin meşru yetkisini aşan bu tür bir güç kullanması da bu açıdan imkansızdır ya da tevessül edilse bile bilinir, görülür. Ama ya devlet böyle bir yetki aşımına girmişse nereden bileceksiniz? MİT'te neler döndüğünü tam biliyor mu? Bilmiyor ve üstelik de bilmediği o birim başının yenmesine sessiz kalıyor. Tecrübe sahibidir bu konuda. Devlet, hükümet kadar denetlenemez tam olarak ve o denetlenemeyen kısmı da tıpkı MİT örneğinde olduğu gibi, onun bunun ve ülkenin başını pekala yiyebilir. Ayrıca şikayet konusu yapılan kontrgerilla, "devlet içinde devlet" olarak iddia ediliyor. Yani devletin tümü değil, çok daha denetlenemez bir bölümü sorumlu tutuluyor. Tüm devlete şamil bir örgütlenme sözkonusu olsaydı, bu mekanizma içinden bazı, hatta birçok kimseler bunu sızdırır ve sonunda ifşa olurdu. Devlet mekanizması çok geniştir. Komünisti var faşisti. Müslümanı var laiki. Böyle bir ortamda kontrgerilla tipi bir örgütlenme yürümeyeceğine göre devlet olarak bu geniş çaplı mekanizmanın bu cinayetleri işleyebileceği düşünülemez. İşte laf kalabalığı da bu noktada devreye sokuluyor. Sayın Demirel, söz konusu olan zaten böyle geniş bir mekanizmayla devletin kendisi değildir. Söz konusu olan, devlet mekanizması içinde yuvalanmış, ayrı ve küçük bir mekanizmadır! İddialara göre bu "devlet içindeki devlet"in, savcısından doktoruna, askerinden polisine, politikacısından memuruna vs.vs. kadar her konumdan elemanı vardır. Hatta mafyadan dahi üyeleri vardır. Bu korkunç iddialar, kurgubilim filmlerini hatırlatacak kadar hayali görünse de, ne kadar gerçekçi oldukları Gladio skandalı ile ortaya çıktı. Tüm Nato üyesi ülkelerde varlığı anlaşılan, kamuoyunun, karanlık terör olayları ile bu örgütler arasındaki ilişkiler üzerine ciddi şüphelere kapıldığı, demokrasi beşiği Avrupa'da birbirleriyle organize cirit koşturan bu "gizli Nato terör örgütleri"nin bir uzantısının da bizim ülkemizde bulunmadığını düşünmek zor. Hem "Nato'nun en hassas üyesi" olacağız, ülkemizde en çok ve en şiddetli, karanlıkta kalmış, ancak ve ancak devlet desteği ile karanlıkta kalması mümkün olan siyasi terör olayları olacak, hem de bu örgütlerin bir benzeri bizde olmayacak!?.

Sayın Demirel, "Kontrgerilla iddiasını ortaya atanlar daha sonra iktidar da oldular. O zaman ben onlara 'işte iktidar oldunuz, hadi ispatlayın, ortaya çıkarın' dedim, ama hiçbir şey ortaya koyamadılar. Kontrgerilla diye birşey yoktur." diyor. Madem öyle de, kendisi niye kontrgerilla iddialarına katılıp önerge vermiştir? (GÜNEŞ, 30 Kasım 1990) 12 Eylül öncesinde de sonrasında da tavrı hep çelişkili olmuştur. Muhalefette iken iddia edip, iktidara gelince reddediyor. Madem öyle neden Ecevit'e suikast yapacak "seçimden fayda ummayan güçler"den bahsetmiştir başbakanken? Gerçekçi iddialar varken, meclis önergesi verilmişken, neden araştırmamıştır?!!

CUMHURİYET, 26 EYLÜL'92, Demirel'in basın toplantısından:

"..Musa Anter'in öldürülmesini kınayan Demirel, kontrgerilla iddiaları konusunda, 'TC devletinin bir tane legal gücü vardır, kontrgerilla falan yoktur...' dedi."

Evet, devletin bir tane legal gücü vardır. Fakat sözkonusu olan, devlet içinde yuvalanmış illegal bir güçtür Sayın Demirel? İddia edilen kontrgerilla zaten legal değil ki, illegal!.. Kamuoyu neden sözediyor, siz neden bahsediyorsunuz?!.

ZAMAN, 22 KASIM'90, Türkeş şöyle diyor:

"..12 Mart dönemini bilmiyorum, ama 12 Eylül öncesinde, bu işleri yapanlar bazı polislerdi, MİT'ten karışanlar olmuştur..."

Sayın Türkeş, önemli olan bu örgütün adının ne olduğu değil. Önemli olan, organize ve devlet içinde yuvalanmış bir terör örgütünün var olması. Adı ÖHD olmuş, kontrgerilla olmuş ya da bir başkası. Bu önemli değil. Önemli olan bu örgütün varlığı. Varsayılsın ki bu faili meçhullerden bazısı ferdi harekettir. Yani, örneğin bir polis Ecevit'e öfke duymaktadır şahsi olarak ve onu öldürmek istiyor. Çiğli'de fırsatını buluyor, ateş ediyor, ama vuramıyor, neyse... Ama ya Taksim 1 Mayıs katliamına ne demeli? Kahramanmaraş olaylarına ne demeli? Demirel'in ihbar ettiği Taksim'de Ecevit'e yapılacak suikast girişimine ne demeli? Daha bir çok olay sayılabilir ki bunlar ferdi hareketler olarak değerlendirilemez. Eğer polis ve MİT'ten bazı elemanların karışımı ile bu eylemler düzenlenmiştir denirse, zaten ileri sürülen kontrgerilla iddialarına paralel bir iddiada bulunulmuş olur. Çünkü, zaten söz konusu olan husus da, böyle bir organize örgütün var olmasıdır. Adının ne olduğunu kimse o kadar önemsemiyor. Fakat şu da var ki, ÖHD'nin yeraltı kanadı birinci derecede zanlı konumundadır. Çünkü demokratik denetime kapalı gizli yeraltı yapılanması bu tip karanlık işlere kaymaya müsaittir. ÖHD'nin yeraltı kanadına terör yöntemleri öğretiliyor ki, işgal durumunda işgalcilere karşı terör yapsın diye. Yani hali hazırda terör çıkarmayı bilen resmi bir yeraltı grubu var. Bunların barış zamanında da terör çıkarmadığı ne malum? Terör yöntemlerini biliyorlar, yeraltına gömülü silahları var. Bir eylem sonrası durdurulduklarında gösterebilecekleri resmi-askeri kimlikleri var. Belli bir ideolojiye karşı diş biledikleri de bir gerçek. Şu halde birinci derecede zanlı sayılmaları için tüm şartlar var!


İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

Yargıtay Ergenekon davasını bozdu

23.04.2016 08:49 İstanbul Ümraniye'deki bir gecekonduda 12 Haziran 2007'de 27 el bombası ele geçirilmesiyle başlayan Ergenekon davası, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kararını açıklamasıyla davayı 9 yıl sonra karara bağlandı. Ergenekon ..
Tamamı 23.4.2016

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Şırnak'tan Darbeye yeni dava

14.10.2017 20:26 Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan, aralarında eski subayların da yer aldığı 14'ü tutuklu 19 sanık hakkında 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suç..
Tamamı 14.10.2017

Adana Fetö davasında itiraflar

14.10.2017 13:04 Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında, haklarında 'FETÖ/PDY'ye üye olmak' ve 'terör örgütüne finans sağlamak' suçlarından 7,5 yıldan 25 yıla kadar hapi..
Tamamı 14.10.2017

ABD Tercümanının Fetö davası

15.10.2017 18:36 Mardin 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçlamasıyla ABD Adana Konsolosluğu tercümanı Hamza Uluçay'ın yargılanmasına devam edildi. 13 Ekim'de görülen 2'nci duruşmaya tutuklu sanık Hamz..
Tamamı 15.10.2017

Şemdinli sanıkları serbest

15.10.2017 17:41 Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi 'yeniden yargılama' talebini kabul etti. 9 Kasım 2005'te Hakkari ili Şemdinli ilçesindeki Umut Kitabevinin bombalanması olayını konu alan Şemdinli davasında tutuklu sanıklar astsubaylar Ali K..
Tamamı 15.10.2017

AYM'den Başbuğ-Ergenekon kararı

15.10.2017 17:10 Anayasa Mahkemesi, Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un Ergenekon davasıyla ilgili dosyanın ön incelemesini tamamladı. AYM, Başbuğ için Başbakanlık'tan kovuşturma izni alınması kararı verildi. 12 Ekim'deki gelişme..
Tamamı 15.10.2017

15 Temmuz Şehitler Köprüsü davası

15.10.2017 1414 İstanbul'da, FETÖ tarafından organize edilen darbe girişiminde, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde yaşanan olaylara ilişkin 135'i tutuklu 143 asker hakkında açılan dava başladı. 09.10.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR İstan..
Tamamı 15.10.2017

Muhafız Alayı Darbe davası

15.10.2017 14:04 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayındaki faaliyetlere ilişkin, aralarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eski başyaveri Albay Ali Yazıcı, eski Al..
Tamamı 15.10.2017

Akıncı Üssü Darbe davası

15.10.2017 10:59 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı belirlenen Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 486 sanığın yargılandığı davaya devam edil..
Tamamı 15.10.2017

'Gülen isterse başımı açarım'

14.10.2017 20:47 Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) Tekirdağ'daki 'kadın yapılanması'na yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, örgüt adına faaliyet gösterdikleri iddiasıyla haklarında dava açılan, 4'ü t..
Tamamı 14.10.2017

Fetö'cü polisten Bylock itirafları

14.10.2017 15:50 Hatay'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında açılan 8'i tutuklu 31 sanıklı davada tutuksuz yargılanan ve meslekten ihraç edilen eski emniyet mensubu K.K, örgütün şifrel..
Tamamı 14.10.2017

Tunceli'den Darbeye 3 sanıklı dava

15.10.2017 18:24 Tunceli'de, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi oldukları, darbe hazırlığı yaptıkları, dönemin Tunceli Valisi Osman Kaymak'ın talimatlarını yerine getirmedikleri ve bir kaymakam, bir cum..
Tamamı 15.10.2017

Darbe gecesi Sela'ya saldırı davası

15.10.2017 18:05 İzmir'de, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe teşebbüsü gecesi sela okuyan müezzin Mehmet Kuzgun'u darp ettikleri iddiasıyla suçlanan Adil C. ile Pınar D.'nin yargılamasına devam edildi. 9 Ekim'de İzmir 13'üncü Ağır Ceza Mahkeme..
Tamamı 15.10.2017

Rize 9 sanıklı TSK-Fetö davası

14.10.2017 21:01 Rize'de Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe teşebbüsüne ilişkin örgütün 'asker abisi' olduğu öne sürülen Osman Şaylı ile dönemin Rize Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Yarbay Halil Hilmi Sandal'ın da ara..
Tamamı 14.10.2017

Zonguldak 73 sanık: Fetö Polisleri

14.10.2017 20:54 Zonguldak'ta, FETÖ/PDY'nin Batı Karadeniz emniyet yapılanması davası kapsamında aralarında eski emniyet müdürleri, amirler, komiser ve polis memurlarının bulunduğu 68'i tutuklu 73 sanığın yargılanmasına devam edildi. ..
Tamamı 14.10.2017

Şırnak 385 sanıklı Darbe davası

14.10.2017 20:37 Şırnak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimiyle ilgili, aralarında meslekten ihraç edilen dönemin 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Abdullah Baysar ile Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komut..
Tamamı 14.10.2017

Rize 51 sanıklı Darbe davası

14.10.2017 17:19 Rize'de, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) darbe girişimine ilişkin 51 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. 12 Ekim'de Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinde Özkan Tavuz başka..
Tamamı 14.10.2017

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
26.258.565